Azerbaycanda Ekonomik Dönüşüm Süreci ve Reformların 10 Yılı


Ayhan Karaca*

Azerbaycan’ın son 10 yıllık dönemde gerçekleştirdiği ekonomik reform ve dönüşüm süreci ile sonuçlarının, ürün ve faktör piyasalarının yeniden yapılandırılması, özelleştirme uygulamaları, ekonomide özel sektörün payı, dış ticaret ve kambiyo rejiminin serbestleştirilmesi, yabancı sermaye girişi gibi alanlarda yaşanan gelişmeler ışığında değerlendirilmesi bu çalışmanın temel amacıdır. Ayrıca, ekonomik reform sürecini doğrudan etkilediğini düşündüğümüz siyasi yapı ve uluslararası ilişkiler gibi konulara da çalışmamızda yer verilmiştir.

 

Ekonomik değişim sürecindeki ülkelerin performansını doğrudan etkileyen “başlangıç şartları, sistem tartışmaları” gibi konulara diğer makalelerde detaylı bir şekilde yer verildiğinden, mükerrerliği önlemek için bu çalışmada değinilmemiştir.

1- Tarihi Gelişim ve Siyasi Yapı

Avrupa’yı Orta Asya ile Yakın Doğu’ya bağlayan ticaret yollarının üzerinde, zengin hidro-karbon rezervlerinin bulunduğu Hazar Denizine kıyısı bulunan stratejik konumu nedeniyle Azerbaycan yüzyıllar boyunca Rus, Osmanlı ve Pers İmparatorlukları arasındaki çatışma sahalarından biri olmuştur.

1828 yılında İran ve Rusya arasında varılan Türkmençay Anlaşması ile Azerbaycan’ın bugünkü güney sınırları belirlenirken, Azerbaycan Hanlığı da tarihe karışmıştır. Yirminci yüzyılın başlarında, 1917 yılında Rus İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından, 1918 yılında bağımsız bir Cumhuriyet olarak ilan edilen Azerbaycan’ın Kızıl Ordu’nun işgali ile bağımsızlığı 1920 yılında sona ermiş, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin bir parçası haline gelmiştir. 1980’li yılların sonunda Mihail Gorbaçov tarafından uygulanan “glasnost” politikaları sonucunda çöken SSCB’nin dağılmasıyla Azerbaycan 30 Ağustos 1991 tarihinde tekrar bağımsızlığını ilan etmiştir.

Komünist Partisi Birinci Sekreteri Ayaz Mutalibov bağımsızlığın kazanılmasının ardından Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış, Mart 1992’de Yukarı Karabağ bölgesinde yaşanan karışıklığın akabinde istifa etmesine rağmen, “eski muhafızlar” tarafından Mayıs ayında tekrar göreve getirilmiştir. Ancak, planlanmış başkanlık seçimlerini askıya alması ve tüm siyasi hareketleri yasaklaması Azerbaycan Halk Cephesi (AHC)’ni harekete geçirmiş karşı bir hareket organize edip iktidarı ele geçirmeleriyle sonuçlanmıştır. Azerbaycan Halk Cephesi 50 kişiden oluşan Ulusal Meclisi oluşturarak Haziran 1992’de seçime girmiştir.

1992 yılında yapılan seçimlerde, Ebufeyz Elçibey Azerbaycan’ın ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali ile yaşanan savaşta başarı gösterilememesi Elçibey’i zor durumda bırakmış, 1993 yılının Haziran ayında Azerbaycan’ın ikinci büyük şehri olan Ganja’da başlayan ayaklanma nedeniyle Nahçivan’a sığınmak zorunda kalan Elçibey’in yerine, Haydar Aliyev Ulusal Meclis tarafından görevlendirilmiş ve Ağustos ayında yapılan seçim sonrasında da 5 yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. Aliyev 1998 yılında gerçekleştirilen seçimlerle yeniden Cumhurbaşkanlığına getirilmiştir.

Güçlerin ayrılığı prensibinin idari sistemin esasını oluşturduğu Azerbaycan, güçlü bir başkanlık sistemi ile idare edilmektedir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kabinesi yürütme erkini, 125 üyeli Milli Meclis yasama erkini teşkil etmektedir. 1995 yılında yapılan şeçimlerle Azerbaycan’ın ilk parlementosu teşkil edilmiş, 2000 yılının Kasım ayında seçimler yenilenmiştir. Azerbaycan’da bir çok siyasi parti faaliyet göstermekte, mecliste en fazla üyesi bulunan Yeni Azerbaycan Partisi hükümeti teşkil etmektedir.

1.1- Uluslararası İlişkiler

Ermenistan ile yapılan savaş sadece Azerbaycan’ın ekonomik dönüşüm sürecini etkilemekle kalmamış, söz konusu savaşın etkisinde şekillenen uluslararası ilişkiler de ekonomik dönüşüm süreci üzerinde etkili olmuştur.

Haydar Aliyev’in Cumhurbaşkanı olmasından sonra hassas denge politikaları Azerbaycan’ın uluslararası ilişkilerini şekillendirmiştir. Elçibey döneminin aksine, Haydar Aliyev, Türkiye ile olan ilişkilerinde daha dengeli bir politika izlemeyi tercih etmektedir. Azerbaycan, 1993 yılının Eylül ayında Bağımsız Devletler Topluluğuna katılmıştır. Ermenistan ile olan savaşın ülkesi aleyhine sonuçlanabileceğinden kaygılanan Aliyev Ermenistan ile ateşkes ilan ederek, Yukarı Karabağ sorununun çözümünü zamana yaymayı tercih etmiştir.

Azerbaycan’ın Rusya ile olan ilişkilerinde sürekli bir istikrardan bahsetmek mümkün değildir. Azerbaycan’ın Hazar Denizi konusundaki tutumu Rusya’yı rahatsız etmiş ve bunun sonucunda Rusya 1994 yılında Azerbaycan’ın ulaşımını engelleme yoluna gitmiştir. Hazar Denizi petrollerinin paylaşımı Rusya, İran Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan arasında sorun haline dönüşmüştür. Azerbaycan, Rusya petrollerinin toprakları üzerinden geçişine müsaade ederek Rusya ile olan ilişkilerini geliştirmek gayretinde olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan, Azerbaycan Rus birliklerinin topraklarında konuşlanmasına da izin vermemektedir.

Rusya’nın Bağımsız Devletler Topluluğu üyeleri üzerinde daha fazla güçlü olmasını sağlayacak politikaların karşısında bir tutuma sahip olan Azerbaycan, GUUAM olarak bilinen bir alternatif bölgesel oluşuma da öncülük etmiştir. Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova arasındaki ekonomik işbirliği imkanlarının geliştirilmesi amacıyla 1996 yılında oluşturulan bu yeni oluşuma Özbekistan’da dahil olmuştur.

Ortak bir kültürel ve dini mirasa sahip Azerbaycan ile İran arasındaki ilişkilerde de zaman zaman dalgalanmalar görülmektedir. İran’ın Kuzey’inde Azeri dilini konuşan 20 milyon Azeri nüfusunun bulunması karşılıklı ilişkileri şekillendiren temel unsurdur. Haydar Aliyev, ikinci Cumhurbaşkanı Ebufeyz Elçibey dönemindeki “Tek Azerbaycan” hareketini terk ederek bu hareketten rahatsız olan İran’la ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır.

Karabağ topraklarını işgal etmiş olan Ermenistan’a karşı ülkemiz Azerbaycan’ı desteklemek için ambargo uygulamaktadır. 1994 yılında, Azerbaycan ile Türkiye arasında 10 yıllık bir dostluk ve işbirliği, 1996 yılında da askeri işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır.

Amerikan ve Avrupalı şirketlerin Azerbaycan’daki yatırımlarının artmasıyla bu ülkeler Azerbaycan’la olan ilişkilerini geliştirmişlerdir. Amerikan iç politikasında Amerikalı Ermenilerin ağırlığının hissedildiği dönemlerde Azerbaycan’a karşı sert tutumlar sergileyen Amerika, petrol şirketlerinin karşı lobi faaliyetleriyle son dönemlerde politikalarını yumuşatmayı tercih etmiştir.

1996 yılının Nisan ayında, Avrupa Birliği ve Azerbaycan 1999 yılında yürürlüğe giren Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmasını imzalamışlardır. Avrupa Birliği ülkeleri içinden özellikle İngiltere, Azerbaycan’da faaliyet gösteren petrol şirketleri nedeniyle diplomatik ilişkilerini güçlendirmeyi tercih etmektedir. 2003 yılında Dünya Ticaret Örgütü üyesi olması beklenen Azerbaycan, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Sağlık Örgütü gibi birçok uluslararası kuruluşun da üyesidir.

2- Dönüşüm sürecindeki ekonomik gelişmeler ve reform süreci

Geçiş ekonomilerinin tümünde görüldüğü gibi, Azerbaycan’da da dönüşüm sürecinin başlangıç döneminde Gayri Safi Milli Hasılada büyük düşüşler, fiyatlarda yüksek dalgalanmalar olmuştur. Üretim faktörlerinin yeniden dağılımı, istikrar politikaları ve yapısal reformlara bağlı olarak ortaya çıkan bu gelişmelerin yanısıra, bölgesel politik, askeri ve ekonomik gelişmeler dönüşüm sürecinin başlangıcında oldukça etkili olmuşlardır.

2.1- Ekonomik yapı

Azerbaycan ekonomisinin yüzyılı aşkın bir süredir itici motor gücü hidrokarbon endüstrisidir. 1999 yılı verilerine göre, ihracat gelirlerinin yaklaşık % 75’lik kısmını petrol ihracatı oluşturmaktadır. Ülkeye gelen yabancı sermaye yatırımlarının hemen hemen tamamını çekmekte olan bu endüstri, kalkınma hızının kısa dönemde hızla artışına neden olmakla birlikte, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara ve 1997-98 yıllarında görüldüğü gibi, yüksek miktarda yabancı sermaye girişi nedeniyle ulusal paranın aşırı değerlenmesi, dolayısıyla dış ticaret dengesinde öngörülemeyen gelişmelere de bağlı olarak ekonomik istikrarsızlıklara da neden olabilmektedir.

İmalat sanayi sektörleri son on yıllık dönemde üretim miktarları bakımından gerileme kaydetmektedirler. 1999 yılı demir çelik üretimi 1990 yılı üretiminin sadece % 4.4’ü kadardır. Kağıt ve orman ürünleri, yapı malzemeleri, tekstil gibi diğer imalat sanayi sektörlerinde de benzer bir duruma rastlamak mümkündür. Devlet bu alanlarda yabancı sermayeyi teşvik etmek üzere özel ekonomi bölgeleri oluşturmuş, ancak mevcut üretim kapasitesinin yeniden yapılandırması yüksek bir maliyeti gerektirdiğinden bu alanlarda arzulanan sermaye girişi olmamıştır.

Sınırlı miktarda ve özellikle pamuk, şaraplık üzüm, tütün gibi ürünlerin üretimi konusunda uzmanlaşmış tarım sektörünün GSMH içindeki payı % 22 düzeylerinde olup, tarım sektöründeki istihdam edilen işgücünün toplam istihdam içindeki payı ise % 36 düzeylerindedir. Reform sürecinde çıkartılan yasalar ve uygulanan politikalar neticesinde tarım sektöründe işletme sayısı artarken, ölçekte bir küçülme olmuştur. 1999 yılı sonu itibarıyla tarım sektöründeki özel işletme sayısı 44,561'e yükselirken, devlet çiftliklerinin elindeki toprak miktarı da 478.000 hektardan 297.000 hektara gerilemiştir.

Temel hizmet sektörlerinden olan inşaat ve ulaşım sektörünün GSMH içindeki payı reform uygulamaları nedeniyle son yıllarda artış göstermiş olup, % 22-25 arasında değişmektedir.

Yukarıda ifade edildiği gibi, dönüşüm sürecinin ilk yıllarında Ermenistan ile yaşanan savaş, Rusya’nın Azerbaycan’a ulaşım ambargosu koyması ve Çeçenistan savaşı nedeniyle önemli iki petrol boru hattının kullanılamaması gibi politik, askeri sorunlar ekonomik performansı olumsuz yönde etkilemiş, 1992-94 yılları arasında enflasyon 4 haneli rakamlara yükselmiştir. 1995 yılında IMF ve diğer uluslararası kuruluşların desteğini alan finansal istikrar politikalarının uygulanmaya başlanmasıyla ekonomik büyüme sürecine yeniden girilmiştir.

2.2- Dönüşüm sürecindeki reform uygulamaları

Özel Mülkiyet Kanunu Haziran 1991’de kabul edilmiştir. 1992 yılının başlarında fiyat liberalizasyonuna gidilmiş, aynı yıl Ocak ayında Katma Değer Vergisi uygulamasına geçilmiştir. Nisan ayında Yabancı Sermaye Kanunu, Ağustos ayında ise Merkez Bankası Kanunu yürürlüğe konulmuş, ayrıca, Ağustos ayında yeni bir para birimi olarak Manat piyasada işlem görmeye başlamıştır.

1993-94 yıllarında da devam eden savaşın etkisiyle reform sürecinde yavaşlamalar olmuş, bu dönemde, 1993 yılının Ocak ayında küçük ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine ilişkin olarak bir kanun yasalaşırken, 1994 yılının Ocak ayında Manat tek yasal para birimi olarak işlem görmeye başlamıştır. Mayıs ayında Ermenistan ile ateşkes anlaşmasının imzalanması ile ekonomik dönüşüm süreci tekrar hız kazanarak, Haziran ayında İflas Kanunu kabul edilmiş, bankaların konsolidasyonu işlemine başlanmıştır. 1995 yılının Ocak ayında haksız rekabete ilişkin bir kanun yasalaşmış, Nisan ayında ilk IMF programı kabul edilmiş, Eylül ayında ise büyük ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine ilişkin bir kanun tasarısı kabul edilmiştir.

Görüldüğü üzere, 1991-95 yılları arasında ekonomik dönüşüm süreci oldukça yavaş işlemiş, ticaretin ve piyasanın liberalizasyonunu sağlayacak reformlar gerçekleştirilmiştir. Bankacılık, özelleştirme, dış ticaretin liberalizasyonu ve diğer bazı yapısal değişiklikler ise 1995-2000 yılları arasında gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

1996 yılında küçük ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine başlanmış, Haziran ayında Merkez Bankası Kanunu’nda değişiklik yapılarak, Eylül ayında bankacılık sektöründe yeniden yapılandırma faaliyetleri hız verilmiş, hazine senetleri piyasası faaliyete geçirilmiştir. Ağustos ayında ise Toprak Reformu Kanunu kabul edilmiştir.

1997 yılının Şubat ayında kamu alımlarında rekabetin korunmasına ilişkin bir Kanun kabul edilirken, Haziran ayında İflas Kanunu’nda değişiklik öngören Kanun tasarısı yasalaştırılmıştır. Haziran ayında ayrıca, yeni Gümrük Kanunu kabul edilerek basitleştirilmiş yeni bir gümrük tarife uygulamasına geçilmiştir. Telekom Yasası ise Temmuz ayında kabul edilmiştir.

1998 yılında ise enerji sektörünü yeniden düzenlemek üzere Elektrik Kanunu kabul edilmiştir. Ağustos ayında Rehin Kanunu, Eylül ayında yeni bir Menkul Kıymetler Kanunu kabul edilmiştir. 1999 yılının Şubat ayında İş Gücü Kanunu kabul edilmiş, petrol gelirlerinin tek bir hesap altında toplanmasını, harcamaların daha şeffaf kurallara göre yapılmasını teminen, Petrol Fonu kurulmasını öngören bir karar Aralık ayında yayımlanmıştır. 1999 yılının sonlarında ise Emlak Komitesi lağvedilmiş yerine 2000 yılının Şubat ayında, kamuya ait mülklerin özelleştirilmesinden sorumlu olacak Emlak Bakanlığı kurulmuştur. Ayrıca Mayıs ayında yeni bir Özelleştirme kanunu, Haziran ayında yeni bir Vergi Kanunu çıkarılmıştır.

 

2.3- Reform uygulamalarının genel değerlendirilmesi

Bu bölümde, Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (AYKB) tarafından her yıl yayımlanmakta olan “geçiş raporları”nda yer alan “geçiş endeksleri” ışığında Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana geçen son on yıllık süre zarfında merkezi planlı ekonomik sistemden, piyasa ekonomisine geçme hususunda başlatmış olduğu ve yukarıda özetlemeye çalıştığımız reform sürecine ilişkin bir genel değerlendirme yapılacaktır. Tablo1’de Azerbaycan’a ilişkin geçiş endeksleri yer almaktadır.

Tablo 1: AYKB Geçiş Endeksleri (%)

            1991    1994    1997    1999

Fiyatların Serbestleştirilmesi Endeksi            1.0       3.0       3.0       3.0

Kambiyo İşlemleri Ve Ticaretin Serbestleştirilmesi Endeksi            1.0       1.0       2.3       3.3

Küçük Ölçekli İşletmelerin Özelleştirilmesi Endeksi            1.0       1.0       3.0       3.3

Büyük Ölçekli İşletmelerin Özelleştirilmesi Endeksi            1.0       1.0       2.0       1.7

İşletmelerin Yeniden Yapılandırılması Endeksi        1.0       1.0       1.7       1.7

Rekabet Politikası Endeksi    1.0       1.0       2.0       2.0

Altyapı Refromu Endeksi      vy        vy        vy        1.8

Bankacılık Sektörü Endeksi   1.0       1.0       1.0       1.7

Bankacılık Dışı Mali Kurumlar Endeksi        1.0       1.0       1.0       1.7

Kaynak: Geçiş Raporu 2000, IMF Country Report.

Dönüşüm sürecinin başlangıcından itibaren fiyatların serbestleştirilmesi konusuna ağırlık verilerek önemli düzenlemeler gerçekleştirilmiş, kamu alımlarını piyasa mekanizmasının dışında bırakan uygulamalara son verilmiştir. Ayrıca, dış ticarette uygulanan miktar kısıtlamaları kaldırılarak, değişken bir kur rejimi kabul edilmiştir. Dönüşüm süreci ile birlikte sabitleştirilmiş yeni bir tarife rejimi uygulanmaya başlanan Azerbaycan’da gümrük tarifeleri ortalama % 15 düzeylerindedir. Tablodan da görüldüğü üzere, fiyatların, kambiyo işlemleri ile ticaretin serbestleştirilmesine ilişkin endeksler diğer endekslere göre daha yüksek olup, geçiş döneminin özellikle ikinci döneminde endekslerdeki yükselme bu alanlarda iyileşmenin sürdüğünü göstermektedir.

Rekabet politikalarının uygulanmasına ilişkin yasal ve kurumsal düzenlemeler tamamlanmış, piyasaya girişi sınırlayan bazı düzenlemelere son verilmiş, ancak bankacılık, finans, enerji sektörlerinde rekabeti sınırlayan uygulamalara da devam edilmiştir. Banka konsolidasyonları sonrasında 1995 yılında 180 olan banka sayısı 1999 yılının sonunda 70’e gerilemiştir. 2.0 civarında olan rekabet politikası ve bankacılık sektörü endeksleri bu konularda önemli gelişmelerin gerçekleştirildiğini göstermektedir. Yasal düzenlemeler tamamlanmış olmasına karşın, uygulama yavaş bir şekilde yürümektedir.

Bankacılık sektörü aktif toplamının % 50’sine sahip 4 kamu bankasının sektördeki ağırlığı devam etmektedir. “Azerbaycan Uluslararası Bankası”nın özelleştirilmesine yönelik bir karar yayımlanmasına karşın bu konuda birçok belirsizlikte devam etmektedir. Diğer üç kamu bankası yeniden yapılandırılarak “Birleşik Universal Bankası” adı altında tek bir bankaya dönüştürülmüştür. Sektörde yabancı sermaye girişine sınırlı olarak izin verilmektedir. Bankalarda yabancı sermayenin payı % 30 ile sınırlıdır. Sektörde faaliyet gösteren 66 özel bankadan yarısı sermaye yeterlilik, asgari sermaye zorunluluğu gibi göstergeler açısından aranan şartlara haiz değildir.

Faiz oranları piyasa tarafından belirlenmekte olup, Hazine tahvillerinin işlem gördüğü bir piyasa faaliyete geçirilerek finans sektörünün gelişmesi sağlanmaya çalışılmıştır. 1999 yılında tahvil piyasasında, GSMH’nın % 1 düzeylerine tekabül eden 136 milyar Manatlık işlem gerçekleştirilmiştir.

Kamu sektöründe kurumsal yapıyı güçlendirmeyi teminen birçok yeni düzenlemeye gidilmesine karşın, kamu sektörünün halen etkin bir şekilde çalıştığını söylemek mümkün değildir. Vergi Kanunları yenilenirken, vergi otoriteleri güçlendirilmeye çalışılmıştır. 2000 yılı içerisinde KDV’de, Kurumlar Vergisi’nde, Sosyal Güvenlik Fonuna işverenlerden kesilen primlerde indirimlere gidilerek kamu gelirleri artırılmaya çalışılmıştır. IMF ile yapılan anlaşma kapsamında kamu harcamaları disipline edilmeye çalışılmaktadır.

Kamu sektöründe hizmet kalitesini ve işgücü verimliliğini arttırmak üzere yeni bir kamu hizmet yasası hazırlanmaktadır. Kamu sektöründeki düşük ücret aşırı istihdam politikası terk edilerek, performans kriterine dayalı bir kamu personel yönetmeliği hazırlıkları Dünya Bankası’nın desteğiyle devam etmektedir. Ayrıca Bakanlar Kurulu da dahil olmak üzere bir çok bakanlıkta, kamu sektörünü bütünüyle yeniden yapılandırmayı öngören bir yapısal reform çalışması ile yargı gücünü ve bağımsızlığını artıracak çalışmalara da devam edilmektedir. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla alt yapı ve işletmelerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin endekslerde yükselme beklenmelidir.

Reform uygulamaları ile küçük işletmelerin hemen hemen tamamı özelleştirilmiştir. Tarım sektöründe de önemli sayılabilecek özelleştirme uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Özelleştirilen küçük işletmelerin toplam varlık değeri GSMH’nın % 6.5'i kadardır. Ancak, büyük ölçekli işletmelerin özelleştirilmesinde benzer bir başarı elde edilememiştir. Reform sürecinin başlangıcından bu yana 1.065 orta ve büyük ölçekli işletme anonim şirketlere dönüştürülerek açık artırma usulü ile özelleştirilmiştir. 2000 yılında özelleştirme politikası değiştirilmiş, Emlak Komitesinin lağvedilmesinden sonra özelleştirmeden sorumlu olacak Emlak Bakanlığı kurulmuştur. 2001 yılı başlarında Cumhurbaşkanı Aliyev, özelleştirmeye hız verilerek, imalat, enerji ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren 100 büyük kamu iktisadi teşebbüsünün özelleştirileceğini ilan etmiştir.

3- Reform sürecinin yarattığı ekonomik sonuçlar

Dönüşüm sürecinde Azerbaycan ekonomisi eski SSCB ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olmuştur. 1991-1994 yılları arasında GSMH’da önemli gerilemeler olmuşsa da, 1995 yılından itibaren IMF ve diğer uluslararası finansal kurumların desteğiyle uygulanmaya başlanan ekonomik istikrar programıyla büyüme sürecine yeniden girilmiştir. Büyümenin itici gücü yabancı sermaye girişi ve ihracat gelirlerinin en çok olduğu hidrokarbon sektörüdür. 1995 yılından bu yana yaşanan ekonomik iyileşme sürecine rağmen reel olarak, 1999 yılı sonu itibarıyla 1990 yılı GSMH’nın % 53.1’ine ulaşılabilmiştir. Tablo 2’de temel ekonomik göstergeler yer almaktadır.

 Tablo 2: Temel Ekonomik Göstergeler

Yıllar   GSMH

(milyar manat)            Fert Başına

GSMH ($)      GSHM Değişimi

(%)      TÜFE  $/MANAT

1991                                       106.6  

1992    24.1     218.8   -22.6    912.6   14.8

1993    157.1   173.4   -23.1    1129.7 120

1994    1,873.4            171      -19.7    1663.9 1433

1995    10,669 312.6   -11.8    411.5   4417

1996    13,663.2          407.4   1.3       19.8     4295

1997    15,791.4          503.3   5.8       3.6       3983

1998    16,177 525.7   10        -.08      3869

1999    16,488.5          498.5   7.4       -8.6      4119

2000    17,991            7.5       1.8       4474

Kaynak: Geçiş Raporu 2000, IMF Country Report

Bu dönem süresince uygulanan kur ve para politikaları yüksek fiyat artışlarını önlerken, ulusal para Manat’ın diğer paralar karşısında istikrarlı bir seyir izlemesini sağlamıştır. 1994 yılında % 1800’lere kadar yükselen enflasyon 2000 yılında % 1.8’lere gerilemiştir. Ekonomide fiyat kontrollerinin kaldırılarak fiyatların göreceli serbestleştirilmesi, dönüşüm sürecinin ilk dört yılında yaşanan savaş nedeniyle kamu harcamalarındaki artışa bağlı olarak ortaya çıkan kamu açıklarının açık finansman yöntemi ile finanse edilmesi fiyat artışlarının bu derece yükselmesine neden olmuştur.

Dönüşüm sürecinin başlangıç döneminde uygulanan kontrollü dalgalanan kur politikasıyla, yüksek miktarda sermaye girişiyle para arzındaki artışa bağlı olarak fiyatların daha da yükselmesi önlenmeye çalışılmıştır. 1997-98 yıllarında yabancı sermaye girişindeki artışlar nedeniyle (Tablo 4) Manat dolar karşısında değerlenmiş, aşırı değerlenmiş para biriminin yanısıra 1998 yılında yaşanan Rusya krizinin de etkisiyle ihracat gelirlerinde önemli miktarlara varan azalmalar yaşanmıştır. 1999 yılının ortalarından itibaren dalgalı kur rejimine geçilmiş, ulusal para birimi dolar karşısında % 7 oranında devalüe edilerek ihraç ürünlerine rekabet üstünlüğü kazandırılmaya çalışılmıştır. Manat’ın dolar karşısındaki değer kaybı 1999 yılında % 11 olarak gerçekleşirken, 2000 yılında devalüasyon % 3.8 ile sınırlı kalmıştır.

Yaşanan devalüasyon etkisiyle ihracat bir önceki yıla göre % 130’a varan bir oranda artarak, önceki yıl 100 milyon dolar açık veren dış ticaret dengesinde 2000 yılında 600 milyon dolara yaklaşan bir fazlaya ulaşılmıştır. Tablo 3’de dış ticaret verileri yer almaktadır.

 

Tablo 3: Dış Ticaret Verileri (milyon $)

            1992    1993    1994    1995    1996    1997    1998    1999    2000

Top. İhracat    1484    725      653      637      631      781      606      929      1745

BDT hariç       754      351      378      352      341      403      374      718      1510

Top. İthalat     940      629      778      668      961      794      1077    1036    1172

BDT hariç       333      241      292      440      621      443      673      711      797

Dış Ticaret Dengesi    544      96        -125     -31       -330     -13       -471     -107     573

Cari Denge     488      -160     -121     -401     -931     -916     -1365   -600    

Kaynak: Geçiş Raporu 2000, IMF Country Report

Dönüşüm süreci ile birlikte, dış ticaretin yapısında da değişiklik olmuş, Azerbaycan’ın BDT ülkelerine karşı ihracat bağımlılığı azalırken özellikle Avrupa Birliği ülkelerine yönelik ihracatında önemli artışlar kaydedilmiştir. 1999 yılı rakamlarına göre, Azerbaycan’ın ihracatında BDT ülkelerinin payı % 22.7, ithalatındaki payları ise %31.4'tür. 1991’de sırasıyla % 94 ve % 80 düzeylerinde olan bu oranlar dış ticaretin yapısındaki değişikliği açıkça göstermektedir.

1998 yılında Manat’ın aşırı değerlenmesiyle ihracat gelirleri azalırken, ithalatın artması ve hidrokarbon sektörüne yatırım amaçlı yüksek miktarlı yabancı sermaye girişi cari açığın 1998 yılında 1,365 milyar dolara yükselmesine neden olmuştur.

Azerbaycan’ın dönüşüm sürecinin başlangıç yıllarında ortaya çıkan ve giderek artan cari açıklarının doğrudan yatırım ve finansman amaçlı yabancı sermaye girişleriyle finanse edildiği görülmektedir. Kamu açıklarının finansmanında da yabancı fonların kullanıldığı dış borçların GSMH içindeki payının artışından görülebilir. Tablo 4’te sermaye hareketleri ile kamu finasman dengesine ait bazı göstergelere yer verilmiştir.

Tablodan da görüldüğü üzere, Azerbaycan’ın dış borç stoku ve dış borçların GSMH içindeki payı artmaktadır. 1999 yılında yabancı sermaye girişlerindeki azalmaya karşın dış borçlardaki artış cari açığın dış borçlanmayla finanse edildiğini göstermektedir. Benzer şekilde, dış borçların ödenmesinde en önemli kaynak olan ihracat gelirlerindeki artış hızının dış borç artış hızından düşük gerçekleşmesi dış borç/ihracat rasyosunda artışa neden olmaktadır. Dış borçların GSMH’ya oranında 1999 yılında dikkat çekici bir artış gerçekleşerek dış borç/GSMH rasyosu % 24.1'e yükselmiştir. Borçlardaki artışa rağmen, artan yatırımlarla petrol üretim ve ihracatındaki artışın borçların geri ödenmesinde herhangi bir sorun yaşanmasını engelleyeceği düşünülmektedir.

 

 

 

 Tablo 4: Sermaye Hareketleri ve Mali Göstergeler

            1992    1993    1994    1995    1996    1997    1998    1999

% GSMH

Kamu Harcamaları     48.4     55.9     45.9     22.5     20.3     20.8     21.2     24.9

Kamu Gelirleri                       40.6     33.8     17.6     17.6     19.1     17.0     19.4

Kamu Borçları            vy        vy        25.7     19.6     14.1     13.5     15.8     vy

Kamu Dengesi            2.7       -15.3    -12.1    -4.9      -2.8      -1.6      -4.2      -5.4

Milyon $

Net Yabancı Ser. Yatırım                 60        22        330      627      1115    1023    510

Dış Borç Stoku                      52        239      425      466      406      506      964

Dış Borç/GSMH        vy        4.0       18.3     17.6     14.7     10.2     12.1     24.1

Dış Borç/İhracat         vy        6.3       29.2     49.9     49.7     35.3     50.1     75.2

Kaynak: Geçiş Raporu 2000, IMF Country Report

1991-94 yılları arasında Ermenistan ile yaşanan savaşın kamu maliyesi üzerinde yarattığı olumsuzluğu tablodan görmek mümkündür. Bu dönemde kamu harcamalarının GSMH’ya oranı % 55’e, kamu finansman açıklarının GSMH’ya oranı % 15’lere kadar yükselmiştir. Bir taraftan, petrol ve özelleştirme gelirleri kamu açıklarının finansmanında kullanılmaya devam ederken, diğer taraftan kamu gelirlerini artırıcı, giderleri azaltıcı tedbirler de uygulanmaya çalışılmıştır. 1999 yılında kamu finansman açığının GSMH’ya oranı % 5.4’e yükselmesine karşın alınan tedbirlerle bu oranın 2001 yılında %1.5’e düşürülmesi planlanmaktadır.

Reform uygulamaları kapsamında vergi gelirlerini artırıcı, vergi otoritelerini güçlendirici tedbirler uygulamaya konmuştur. Son yıllarda görülen kamu harcamalarındaki artışlar ücretler, sosyal transferler ile sermaye stokunu artıran yatırımlarda görülen artışlardan kaynaklanmaktadır. Kamu harcamaları içinde eğitime ayrılan pay değişmezken, sağlık hizmetlerine ayrılan pay 1995-1999 döneminde %1 oranında azalmıştır. Hükümet bu yolla kamu finansman dengesinde iyileşme sağlamaya çalışmaktadır.

 

 

 

 

Tablo 5: Gayri Safi Milli Hasılanın Sektörel Dağılımı (%)

            1993    1994    1995    1996    1997    1998    1999

Sanayi 24.9     20.4     27.3     25.9     25.3     25.1     23.5

Tarım   26.9     32.2     25.2     24.7     20        19.7     21.7

İnşaat  7.3       7.3       3.7       9.3       11.5     14.2     9.4

Ulaşım 6.6       11.1     16.4     9          8.3       10.3     11.5

Diğerleri          34.4     29        27.5     31.2     34.9     30.6     34

Kaynak: Geçiş Raporu 2000, IMF Country Report

Reform uygulamaları sonucunda GSMH’nın sektörel dağılımında ve özel sektörün ekonomideki ağırlığında kaçınılmaz olarak değişiklikler olmuştur (Tablo 5). AYKB raporuna göre, 2000 yılı itibarıyla özel sektörün ekonomideki payı % 45’lere yükselmiştir. Son beş yıllık dönemde GSMH ortalama % 5.9 oranında büyürken, GSMH’da sanayi, hizmetler ve hidrokarbon sektörlerinin ağırlığı artmıştır. Gerçekleştirilen yatırımlar sonucunda petrol üretiminin GSMH’dan aldığı pay 1999 yılında % 16’a yükselmiştir. 1991 yılında bu oran % 2.6 idi. Sovyet döneminden kalan ve verimli sanayi üretimini destekleyecek durumda olmayan alt yapının yeniden inşa edilmesiyle inşaat ve ulaşım sektörlerinde önemli gelişmeler gerçekleşmiş, iki sektörün GSMH içindeki toplam payı % 25’ler düzeyine ulaşmıştır.

Tarım sektörünün ekonomideki ağırlığı azalırken, işgünün önemli bir kısmını istihdam etmeye devam eden tarım sektöründe de bazı reform uygulamalarına devam edilmektedir. Bu kapsamda, tarımsal altyapı iyileştirilmekte, eğitim, araştırma faaliyetleri, özel sektör girişimciliği desteklenmekte, çiftçilere makine ve teçhizat yardımında bulunulmakta, Tarım Bakanlığı yeniden organize edilerek politika üretmede ve uygulamada etkinliği artırılmaya çalışılmaktadır.

4- Sonuç ve değerlendirme

Dönüşüm sürecinin başlangıç yıllarında yaşanan olumsuz şartlara rağmen, Azerbaycan’ın özellikle 1995 sonrasında gerçekleştirdiği merkezi planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçişin kurumsal ve yasal alt yapısını teşkil eden reformlarla etkin bir piyasa mekanizması oluşturduğunu ifade etmek mümkün olmasa da, bu yöndeki iradesini açıkça ortaya koyduğunu belirtmek gerekmektedir.

Küçük ve orta boy işletmelerin özelleştirilmesi, tarım sektöründe özel sektör girişimciliğinin artan ağırlığı, etkin bir piyasa mekanizmasına zemin hazırlayacak reformlarla ekonomide kamunun ağırlığının zaman içinde azalması, özel sektör sermaye birikiminin oluşması, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması beklenmelidir.

Piyasaların derinleşmesi, ekonomide özel sektör sermaye stokunun artması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyet gösterebileceği imalat, ulaşım, inşaat, tarım sektörlerinin gayri safi milli hasıladan aldıkları payın artmasını teminen bu alanlarda da yabancı sermayenin yatırım yapması sağlanabilir. Tek bir sektöre dayalı ekonomik yapıyla ekonomik büyüme sürecinin, fiyat istikrarının sürdürülebilmesi, dış ticaret alanında dengenin sağlanabilmesi, uzun dönemli kalkınmanın gerçekleştirmesi mümkün görülmemektedir. Sermaye stokundaki artışa ve ekonominin daha fazla kayıt altına alınmasına paralel olarak bankacılık ve finans sektörleri gelişecek, özel sektörün bu piyasalardaki ağırlığı artacaktır. Ancak, dış borç stokunda sürekli bir artışa meydan verilmemeli, kamu finansman açığı bu yolla kapatılmamalıdır.

Sürdürülebilir bir ekonomik gelişmenin kamu idaresinin ve gelişmekte olan siyasi mekanizmanın etkin çalışmasına, beşeri sermayenin gelişimine bağlı olduğu düşünülmektedir. Etkin çalışmayan kamu idaresinin bugün varılan noktadan her an geriye gidilmesine, ekonomik istikrarın her an bozulmasına yol açabileceği unutulmamalıdır. Kamu idaresini ve yargıyı güçlendirecek çalışmalara tavizsiz bir şekilde devam edilerek kamu idaresinin özel sektörün gelişimini destekleyecek bir yapıya dönüşmesi sağlanabilmelidir.

 

Kaynakça

EBRD Transition Report 2000

IMF Country Report

IMF Policy Framework Paper

Intelligence Unit Report 2000

www.countrywatch.com

www.cia.gov

www.president.az/azerbaijan

 

* Dış Ticaret Uzmanı

İhracat Genel Müdürlüığü